Apaçık Radyo

“Bir çocuğun su sporlarının içinde büyümesi çok önemli”

20 Ağustos 2026

Dünya Mirası Adalar'da Derya Tolgay ve Nevin Sungur, 1963’ten bu yana yazlarını Burgazada’da geçiren; Ada aşığı, Adalar Su Sporları Kulübü Yönetim Kurulu üyesi ve eski sporcusu, Adalar Kent Konseyi Başkanı ve iktisatçı Ali Mengü Şeker ile Adaları, İstanbul’un su sporları kültürünü, su yaşamını ve insanın suyla kurduğu ilişkiyi konuşuyorlar.

Derya Tolgay: Merhaba herkese, Dünya Mirası Adalar programına başladık. Bugün Nevin de bizimle birlikte ve ben Derya Tolgay. 

Nevin Sungur: Merhabalar herkese, ben Nevin Sungur.

D.T.: Teknik masada Andrei Gritcu var ve bugünkü destekçimiz Bülent Müftüoğlu. Her ikisine de çok teşekkür ederiz. 

İstanbul üç tarafı denizlerle çevrili bir su şehri. Bu şehrin tam ortasında dört tarafı su ile çevrili Prens Adaları’nda yaşıyoruz. Bu özel coğrafyanın önemli bir parçası da su sporları spor kulüpleri. Her adada böyle bir kültür var. Bu kulüpler bugüne kadar birçok rekortmen çıkardı, şampiyonalarda birincilikler alındı. Daha önce Kınalıada Su Sporları Kulübü konuğumuz olmuştu ve bugün de Adalar Su Sporları Spor Kulübü'nü konuk alacağız. Ama ben kendisini takdim etmeden önce her programda yaptığımız gibi bazı bilgiler vermek gerekiyor. Üç haberimiz var ve üçü de biraz kıyı bağlantılı.

Evet, sudan geliyoruz ama bugün kıyılarımıza ulaşamadığımız, denizle aramıza büyük engeller konulan bir şehirde yaşıyoruz. Dün belki görmüşsünüzdür. Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı’nın bir basın bülteni vardı. Kıyıların kamuya ait olduğunu savunan Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı, bir çağrı metni yayınlamıştı. 113 kurumun imzacısı olduğu bu çağrımızda, “Kıyılar hepimizin, kiralayamazsın” demiştik. Anayasa ve Kıyı Kanunu hükümleri çok açık olmasına rağmen, her gün kamuoyuna yansıyan haberlerde pek çok kıyıda yasaların açıkça ihlal edildiğini, kıyı kiralamaları adı altında kıyı ekosisteminin tahrip edildiğini, kamusal haklarımızın gasp edildiğini sıkça görüyoruz. Bizzat kamu idaresi, yerel yönetimler ve özel işletmeler tarafından bir Anayasa suçu işlenmekte. Bir örneğini de 9 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de de yayınlanan yönetmelik değişikliğinde gördük. Bu değişiklikle bazı kıyı sahil şeritlerinin bakım ve işletme amacıyla bakanlığa bağlı kurum ve iştiraklere protokolle kiralanmasının önü açıldı. Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı olarak bu düzenlemeye karşı çıkarak bir basın bülteni yayınladık. Düzenlemenin Anayasa ve Kıyı Kanunu’na aykırı olduğunu, kıyıların ticaretleştirilerek halkın eşit ve serbest erişiminin engelleneceği ve kıyı ekosistemlerinin zarar göreceğinin altını çizdik. Okumak isteyenler daha ayrıntılı bakabilir

İkinci haberimiz Greenpeace'in imza kampanyası ile ilgili. Günlerdir özellikle güney kıyılarımızın plastikle kaplanmış olduğu haberlerini dehşetle izliyoruz. Avrupa'nın bütün çöpü Türkiye’de. Bizde de bir sıfır atık projesi çalışması var yani durum hayli ironik. Adeta Avrupa ülkelerine, “Sen fonu ver, sıfır atık yapalım, çöpünü de alalım” deniyor. Bu benim kişisel fikrim, kimseyi bağlamaz ama bu gerçekten artık göz yumamayacağımız bir şey. Greenpeace bu konuda bir imza kampanyası başlattı; konuya duyarlı olanlara haber verelim. 

Son haberimiz de defalarca da programını yaptığımız Heybeliada Sanatoryumu ile ilgili. Sanatoryumun yer aldığı alandaki deniz kıyısı, Çam Limanı evvelsi gün Diyanet tarafından tamamen boşaltıldı. Kısacası dünyanın sayılı özel mikroklima alanlarından birisi olan bu alan kamudan alınarak bir kuruma veriliyor.  

Evet, istersen ben burada keseyim ve tanıtım için sana söz vereyim Nevinciğim. 

N.S.: Evet, bugün biraz sıkıntılı haberlerle başladık dediğin gibi. Maalesef böyle bir coğrafyada, böyle bir ülkede yaşıyoruz ama mücadele etmekten de vazgeçmiyoruz.  

Dilerseniz şimdi bugünkü konuğumuz Ali Mengü Şeker ile sohbetimize başlayalım; spor ve sporculuktan, deniz sporlarından, kulüplerden, Adalar’da deniz ve yüzmenin, bu kulüplerin nasıl önem taşıdığından bahsedelim. Orada da sıkıntılar var biliyorum ama öncelikle hoşgeldiniz diyerek başlayalım programa. Hoşgeldiniz.   

Mengü Şeker: Hoşbulduk. Çok teşekkür ederim davetiniz için, sağolun. 

N.S.: Mengü Bey, siz Adalar Su Sporları Başkanı ve Kulübü Yönetim Kurulu üyesisiniz. Aynı zamanda Adalar Kent Konseyi Başkanısınız yani Adalısınız ve bu anlamda bir sürü şapkanız var.  

Derya’nın demin açılışta bahsettiği gibi, su sporları kulüpleri Adalar’ın tarihi için çok önemli yerler aslında. Hikayesi olan, o çok kültürlülüğün simgesi olan yerler. Zaman zaman Adalar iskelelerinde fotoğraf sergileri olur. Bu sergilerde mutlaka yıldız sporcular çıkaran kulüplerin sporcuların, yüzücülerin fotoğrafları yer alır. Lafı daha fazla uzatmadan hemen ilk sorumu sorayım: Bu kulüpler Adalar’ın tarihinde ne kadar yer tutuyor ve neden bu kadar önemli? 

M.Ş.: Kulüpler, Adalar tarihinde çok önemli yer tutuyor. Sporculuk yaşantım hayatımda çok önemli bir dönemdi. Ben Burgazada'ya 1963’te yılında henüz üç yaşındayken yazlıkçı olarak geldim. Burgazada Kulübü’nün kuruluşu da o yıldır. Yüzmeyi Adalar Sporları Kulübü'nde öğrendim. O zaman kulübümüzün küvetten biraz daha büyükçe, çok mütevazi bir havuzu vardı ve o havuzda öğrendim yüzmeyi. Daha sonra optimist yelken yaptım. O zaman tabii tekneler kontrplaktan yapılı. Yelkenler bugünkü gibi fiber ve fiber optik, fiber kumaş yelkenler değillerdi o günün şartlarında. Daha sonra da Adalar Su Sporları Spor Kulübü'nün su topu takımında oynadım, orada kalecilik yaptım. Adalar Su Sporları Kulübü'nde böyle bir spor hayatım oldu.

Bir çocuğun, bir gencin su sporlarının içerisinde olan bir hayatı yaşaması çok önemli. Yani benim hayatıma bambaşka bir istikamet verdi. Bir kere yüzmeyi öğrendim ve ikincisi, optimistle spor yaparak kendime güveni öğrendim. Beni denizin üzerinde kendi kararlarını veren bir birey haline getirdi. Üçüncü olarak da sutopu oynayarak takım oyununun ne olduğunu, bu oyunlar içerisinde birbirine destek olma, bir maçı kazanma veya kaybetmenin ne olduğunu öğrenme şansına sahip olduk.

Bu sene Burgazada Adalar Sporları Spor Kulübü'nün 63. yılını kutladık. İlk yıllarından bugüne kadar kulübümüz binlerce lisanslı sporcu yetiştirdi. Belki  birçok sporcunun benim kadar spor hayatı olmamış olabilir çünkü malum son yıllarda LGS imtihanları, üniversite imtihanları vs. öğrenciler üzerinde bir baskı oluşturduğu için onların spor hayatını da kısmen biraz daha kısıtlar halde. Ama bugün her yaş grubundan 250 lisanslı sporcumuzdan oluşan su topu takımımız amatör ligde devam ediyor. 

D.T.: Kaç branş var Mengü bey? 

M.Ş.: Altı branşımız var. Ana branşımız su topu, yüzme, yelken, satranç, triatlon ve masa tenisi. Masa tenisinde de son üç yıldır önemli başarılara imza attık. Veteran grubunda 2. Lig'den Süper Lig'e kadar çıkma imkanımız oldu.  

Neticede kulüpler iki veya üç ay yani okullar kapandığı zaman çalışan yazlıkçı kulüpleri olarak görülüyor ama aslında Adalar’ın bütün spor kulüpleri 12 ay bu faaliyeti devam ettiriyor. Benim zamanımda kapalı havuzlar bu kadar yaygın değildi ve özellikle su topu üç ay ile kısıtlanan bir spor dalıydı. Kapalı spor havuzlarının artmasıyla 12 aya yayılan bir spor haline geldi. Ana konularımız bu şekilde. Bir sorunuz var ise ben onunla devam edeyim arzu ederseniz. 

D.T.: Kapalı havuz konusunda benim bir sorum olacak; Heybeliada Su Sporları’nın iki sene öncesine kadar faaliyette olan bir kapalı havuzu vardı ama kapandı ne yazık ki. Maliyeti fazla denildi. Herhalde niyet edilse bunun maliyeti bir şekilde çözümlenebilirdi. Sizin ortak bir havuz olarak kullanabilme potansiyeliniz var değil mi? Masrafları bütün adaya dağılarak bir tane havuzla bu havuz sorunu çözülebilir mi? 

M.Ş.: Heybeliada Su Sporları Spor Kulübü'nün havuzuyla ilgili arzu ederseniz kısa bilgi vereyim, bilmeyen dinleyicilerimiz için kısa bir izahta bulunayım: Kış zamanı ısıtmalı hava ile şişirilen bir şişme kapalı havuz haline geliyordu ve yanlış hatırlamıyorsam iki veya üç yıl bu şekilde devam ettirebildiler. Fakat şöyle bir şey var; bu havuzun o şişme kısmını yani balon kısmını ayakta tutabilmek için sürekli olarak oraya sıcak hava üflenmesi gerekiyor. Bu sıcak hava da doğal gazdan sağlanan ısıyla yapılabiliyor. Eğer bugün çalıştrılır ise maliyeti bugünkü rakamlarla aylık olarak 2 milyon liranın üzerine çıkar.

D.T.: O zaman biraz yanlış bir seçim yapılmış.  

M.Ş.: Dünya bir enerji krizine girdi. Günümüzde birçok şeyde olduğu gibi doğal gazda da fiyatlar olağanüstü artmış durumda. Onun için artık kulüp bunu üye aidatlarıyla karşılayamayacak bir noktaya geldi.

Adalar Su Sporları Kulübü'nün 700 üyesi var. Bu üyelerden topladığımız aidatlarla biz 12 ayı finanse ediyoruz. Sporculara spor yaptırmak durumundayız, deplasmanlara da gitmek durumundayız. Otel masrafı, uçak masrafı, kışın antrenman yapmak için anakarada kapalı havuz masrafı. Bir de şu var; kışın Adaya gelip gitmek bir buçuk saat. Bazen de deniz koşulları izin vermiyor. Okuldan çıkış saatleri, vapur saatleri filan çok komplike bir durum olduğu için Adada kapalı havuz burada spor yapanlar için verimli bir yatırım değil. Daha ziyade Adada bulunan lise, ortaokul çağındaki çocuklar veya ileri yaştaki kişiler için bir çözüm. O zamanki İBB yönetimi ve kaymakamlık tarafından üretilen bir çözüm olarak ortaya konmuş ama bugün maalesef mali sebeplerden bugün sürdürülebilir durumda değil. 

N.S.: O da çok büyük sıkıntı aslında. Sonuçta Adalar'da yaşayıp da denize erişim konusunda sıkıntıdan, burada bir kapalı yüzme havuzu olmamasından şikayet ediyoruz. Ama öte yandan da bunların alternatifleri yaratılarak böyle bir imkan geliştirir. Bu da daha fazla insana ve çocuğa hitap edebilecek bir şey olabilir. Her Adada farklı bir yüzme havuzu var ve bu kulüplerin birbiriyle organik bağı nasıl? Yani Kınalı'daki kulüp ile Burgaz'daki ya da Büyükada'daki kulübün birbirleriyle organik bağı nasıl? 

M.Ş.: Organik bağ derken, biz yönetim olarak üç kulüpten ve Büyükada’dan biraz uzaktayız. Bu nedenle ilişkimiz daha az. Ama Burgaz ve Heybeli yönetimi olarak birbirimizle sürekli iletişim halindeyiz. Çünkü sıkıntılarımız aynı, konularımız aynı. Sürekli iletişim halindeyiz. Onun dışında hepimiz ayrı bir spor kulübü olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. 

N.S.: Ayrı faaliyet gösteriyorsunuz. 

M.Ş.: Tabii, evet. 

D.T.: Ama şampiyonalarda birliktesiniz tabii ki. 

M.Ş.: Ama aynı zamanda rakibiz de.  

N.S.: Transferler oluyor mu arada? 

M.Ş.: Valla tabii oluyor yani bireysel sebeplerden veya genel sebeplerden oluyor. O manada bir de ben izninizle şunu ilave etmek istiyorum. Yine bilmeyenler için bir paylaşım yapmak istiyorum; biz yazın Adalar Sporları Kulübü olarak kendi üyemizin çocukları olan sporcuların haricinde, Adada kışlık ikamet eden yani Adada oturan, ikamet eden ailelerin çocuklarına da bedel olarak sabahları yüzme antrenmanlarımız oluyor veya yüzmeyi hiç bilmeyen çocuklara yüzme öğretiliyor, eklemek isterim. Sanılmasın ki sadece üyelerin çocuklarına hizmet veren bir tesis değil, burada ikamet eden ailelerin çocuklarına da spor hizmeti veriyoruz. 

D.T.: Bu kulüplerin Adalar’ın sosyal ve kültürel yaşamındaki yeri nasıl?

M.Ş.: Adalarda kışın resmi rakamlarla 17 bine yakın ikamet eden kişi var. Sizler de gayet iyi biliyorsunuz, bu nüfus genelde Anadolu'dan şu veya bu sebeplerle göçle gelen nüfus. Son yıllarda İSKİ ve İGDAŞ'ın buraya hat çekerek konforu biraz arttırması sebebiyle emekli olup da 12 ayını Adada geçirmek isteyen bir nüfus da buna ilave oldu. Ama yazı çıkartırsak dokuz ya da sekiz ay kış nüfusu olarak ağırlıkla Anadolu'dan gelen bir nüfusa sahibiz.

Burgazada için konuşayım, yaz için Adalar’a gelen insanların çoğu ise İstanbullu.  Benim çocukluğumda daha ziyade bizim Rum vatandaşlarımızın olduğu bir nüfuz vardı. Bizim kulübün içinde halen de devam eden bir çok kültürlülük var. Adalar Su Sporları Klübü'ndeki sporcu arkadaşlarımın kimisi Alman kimisi İtalyandı. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup yıllardır Türkiye'de yaşayan ailelerdi. Rum aileler vardı. Çeşitli nedenlerle bu kişiler ülkeyi terketti. Dünyanın şu anda birçok yerinde hala görüştüğüm gençlik, çocukluk arkadaşlarım var. 

Yazın adaların nüfusu 17 binden 150 binlere çıkıyor. Bu tabi Adalar’ın hem sosyal, hem de ekonomik yaşantısında da çeşitlilik ve hareket yaratan bir durum. Yani İstanbul'un bugün 39 ilçesinden farklı bir yapıya sahip Adalar. Kışın farklı bir yüzü var, yazın farklı bir yüzü var. Bu manada da yerel belediyenin işleri zorlaşıyor çünkü belediye, Ankara'dan 17 bin nüfus için destek alırken, yazın 150 bin varan nüfusa çöp, altyapı vs.  hizmetleri vermek durumunda kalıyor. Böyle bir sıkıntı yaşanıyor. 

N.S.: En büyük sıkıntımız zaten. Buradaki temel problemlerin çözülmemesinin en büyük nedenlerinden bir tanesi de bu kaynak yetersizliği.

Bir şey soracağım; demin siz yaz-kış adada yaşayan çocukların da havuzdan yararlanabileceğine dair önemli bir şey söylediniz Belki dinleyicilerimize yol göstermek amacıyla bu imkandan yararlanabilmek için neler yapmak lazım, bunu biraz açar mısınız? 

M.Ş.: Burgazada'yı da sizler daha az çok bilirsiniz. Aslında Burgazada küçük bir köy. Kışlık nüfusu 500-600 civarı. Yazın birkaç bine ulaşıyor. Burada uzun yıllar ikamet eden herkes birbirini tanır. Kapıyı çalıp merhaba ben spora gelmek istiyorum dediği zaman zaten kapımız açık. Böylece burada spora devam edebilir. Bizim internet sitemizde zaten telefon numaramız var.  

Ben bir ilave bir bilgi de vermek istiyorum: Bizim Adalar Su Sporları Spor Kulübü’müzün bulunduğu alan 4900  metrekare bir alan ve bunun bir kısmı deniz alanı. Yani ara alanı olarak değil, deniz alanı olarak kullandığımız alan da bunun içerisinde. Burası Gençlik ve Spor Bakanlığı'na tahsis edilmiş bir alandır. Bu altı branşta spor yapma karşılığında biz burada ikamet edebiliyoruz. Adalar Su Sporları Kulübü olarak böyle bir yapımız var. Bunu da önemli bir detay olarak vurgulamak istedim. 

D.T.: Çok çok önemli bir şey söylediniz. Bildiğimiz bütün Fenerbahçe, Galatasaray, yüzme ihtisat kulüplerinin hepsine bu araziler sporcu yetiştirilmesi üzerine verilmiştir. Çok çok kıymetli. Buraların korunması, gerçekten spor amaçlı kullanılması önemli. 

Programımızın da sonuna geldik. Sizden bir kıyaslama yapmanızı isteyeceğim; sizin döneminizde denizle, kıyıyla ve su sporlarıyla kurduğunuz ilişki ile bugünkü ilişki arasında bariz bir fark görüyor musunuz? Bir de nasıl korumalı, daha güçlendirmeli, daha çok sporcuyu katabilmeliyiz?   

M.Ş.: Vallahi sizler yurtdışı ile bağlantısı olan kişilerseniz. Benim de iş veya özel ilişkilerle bildiğim, gördüğüm, yaşadığım konular var. Şimdi bu spor konusu hem kişi sağlığı, hem toplum sağlığı, hem de başarı manasında çok önemli bir konu. Aslında spor genelde genç yaşta başlanan bir konu. Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik Spor Bakanlığı'nın kol kola verip okulların müfredatını bile bunlara göre düzenleyerek yapılması lazım.

Bir tane misal vermek istiyorum: Şu anda bizim sporcularımızın bir çoğunun kışın sabah saat 6'da kalkıp 7'de havuzda olup 8-8.30'da okula varmak şeklinde bir düzenleri var. Bu da hem ailelerin, hem çocukların üzerinde zaman dilimlerini ayarlama baskısı yaratıyor. Nacizane görüşüm, Milli Eğitim okullarda tesisleşmeyi arttırmazsa, bizim spor manasında uluslararası başarıları arttırma yönünde çok ileri gidemeyeceğimiz düşüncesindeyim. Tek başına amatör spor kulüplerinin veya diğer spor kulüplerinin bir şey yapabileceği, altından kalkabilecek konular değil gibi geliyor. Meseleye bütüncül bakmak lazım. En büyük baskı da çocuğun okul hayatındaki, okul programının sporla ne kadar örtüşüp örtüşmeyeceği konusu. 

D.T.: Çok haklısınız. Ben de bir sporcu annesi olarak sabah 5'lerde kalktığım zamanları unutmuyorum. Senelerce süren ama karşılığında sağlık, sıhhat ve akıl gibi muhteşem şeyler bahşeden bir spor dalı gerçekten. Suda olmak şahane bir şey. 

M.Ş.: Evet, katılıyorum tamamen. 

N.S.: Çok teşekkürler Mengü Bey. Sağolun katıldığınız için. 

M.Ş.: Ben de sizlere çok teşekkür ediyorum. 

N.S.: Çok önemli kulüpler bunlar. Adalılara da bu kulüplere sahip çıkmak anlamında çağrımızı yenileyelim. Çocukların ve gençlerin geleceği, yetişmeleri, sosyal hayat açısından çok çok önemliler. 

M.Ş.: İzninizle çok küçük bir çağrı da yapmak istiyorum bizi dinleyenler için; az önce eğer programı dinledilerse nasıl kıt imkanlarla nasıl geniş bir sporcu kitlesine, amatör sporcu kitlesine ulaşmaya çalıştığımızı ve bu işi gerçekten gönüllülük özveriyle yaptığımızı herhalde takdir ediyorlardır. Burada eğer bu amatör spor kulüplerine, sadece bizim kulüp için de söylemiyorum, diğer kulüpleri de bildiğim için söylüyorum, sponsor destekleri çok kıymetli. Bizi dinleyenlerimiz arasında küçük olur, büyük olur bir sponsor desteği de olursa bizi çok mutlu ederler, destek olurlar. 

D.T.: Evet, destek. destek, destek. Adalar hepimizin diyerek bitirelim. Çok teşekkür ederiz. 

N.S.: Çok teşekkür ediyorum.  

M.Ş.: Saygılarımı sunuyorum. Sağolun. 

Benzer İçerikler

Boğaz’da İki Kuşak, Aynı Kulaç
28 Ağustos 2026
Derya Tolgay, Nevin Sungur, Yaman Yılmaz, Tolga Acarlı
Boğazdan Adalara
11 Eylül 2026
Derya Tolgay, Nevin Sungur, Talin Sirvart Papazian
Adanın İnsanları: Kimler Geldi Kimler Geçti
16 Nisan 2024
Meri Çevik Simyonedis
Ada şarkıları
26 Aralık 2023
Nesibe Özgül Turgay
  -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki