Rachel Corrie
Haber bombardımanında 'gözden' kaçanlar: Rachel'in, yıktırmamak için paletlerin önüne atıldığı evin sahibi Filistinli doktor tabutu taşımış. Filistinli çocuklar mumlar yakarak dualar etmiş. Anneciğiyle babacığı törenlerde, son mektuplarını okumuş kızlarının...
Bir okurumuzdan ulaşan...
Selçuk Dağdelen23 Mart 2003 - Ankara
Selam!
Uzun aradan sonra içim içime sığmadı. Birşeyler yazmak istedim.
Malum gündem: Savaş.
Barış aktivistleriyle birlikte Ocak ayı başında Filistin'e, Gazze Şeridi'ne gidiyor. Olan bitene tanıklık etmek ve dünyayı bu yaşanan felaketlerden haberdar etmek için. Beraberinde Karum'da, Migros'da, hatta bizim heykelin önünde de sıkça göreceğiniz bir sürü benzer görünümde genç... Kimine göre aykırı, kimine göre soytarı. Amerikan veya İsrail gizli ajanı olamayacak kadar aykırı oldukları kesin.Filistin'de, Filistinlilerle birlikte yaşıyorlar. Ve Rachel bir mektubunda annesine şöyle yazıyor:
"Bana şiddet karşıtı direnişin ne demek olduğunu soruyorsun. Dün bulunan o patlayıcı ateşlendiğinde bulunduğum evin tüm camları kırıldı. O sırada bana çay ikram ediliyordu ve iki bebekle oynuyordum. Felakete maruz kalmış insanlar tarafından her an ilgi ve sevgi görmek beni hasta ediyor. Amerika'dan bilirim: böylesi muamele mübalağalı gelir. Gerçekten de, hayatları göz göre göre yokedilen insanların yalın iyiliği her şeyin gerçek dışı görünmesine yolaçıyor. Dünyada böyle bir zulmün kıyamet koparmadan geçiştirilmesine inanamıyorum. Bu benim canımı yakıyor. Dünyanın böyle korkunç hale gelmesine göz yumuşumuza tanıklık etmek benim canımı yakıyor..."
|
|
![]() |
16 Mart 2003'te İsrail ordusu tank ve buldozerlerle Gazze Şeridi'ndeki malum temizlik eylemleri için tekrar geliyor. Sınırda Filistinli bir doktorun evini yıkmaya koyuluyorlar. Rachel, arkadaşlarıyla birlikte tank ve buldozerlerin önüne atlıyor. Paletler üstünden geçiyor.
Aynı gün ajanslar "Saint Rachel Öldü" haberini, birkaç gün önce çekilmiş şu aşağıdaki resmiyle birlikte dünyaya geçiyor...
askılı siyah rahat bir t-shirt... Ne kadar bugüne ait değil mi? Haydi, II. Rahibe Teresa desinler... Politik açıdan doğru (politically correct) en ufak bir tavır var mı duruşunda? Peki yanlışı var mı (politically incorrect)? Kamuflajlar ve örgülü saçlarla zafer işareti de yapmıyor ki karşımızda... Haydi devrimci anarşist desinler... Türk olsa sizce İstanbul'da yaşar, Nişantaşı aksanıyla mı konuşurdu? Yoksa Güneydoğu türkülerinin okunduğu bir barda halayın başı mı olurdu? İlla ikisinden biri mi olmak gerek... Demek ki oluyormuş dedirten bir resim bence bu. Tam da bu yüzden varlığıyla iç ferahlatan; hazin sonuyla göz yaşartan bir karakter. "Representation of representation" felsefesiyle tarihi; salt isimlerin yerine yenilerini koyarak "n. Othello reprodüksiyonu" diye bize yutturmaya kalkanlar çok şaşırmıştır herhalde. Çünkü eminim, onlar bu kılıkta bir azize beklemezdi hiç. Politik olarak dosdoğru bir rahibe bekleniyordu belki... Ya da levanten bir devrimci; şöyle kamuflajlar içinde; sırtında Che Guevera t-shirt'üyle...
Duydunuz muydu? Valla ben hepsini bugün internetteki haber portallerinin arşivinde gördüm ilk kez.
Meleğin yüzünün ne menem bir şey olduğunu unutturmuşlardı çoktantır. Şu boynunda bürümcük eşerbı savrulan kıza bir bakın. Meleğin yüzünü anımsatmıyor mu?
Buldozerler altında kalan bu masumiyet hikayesini unutmamak gerek. Yetmez, ikide bir anımsatmak gerek herkese. Demek ki oluyormuş!
Onun sözleriyle bitireyim:
Hayatları göz göre göre yokedilen insanların yalın iyiliği her şeyin gerçek dışı görünmesine yolaçıyor. Dünyada böyle bir zulmün kıyamet koparmadan geçiştirilmesine inanamıyorum. Bu benim canımı yakıyor... Bir şeyler yapmak gerek gerçekten.
(Resimleri üzerlerine tıklatarak büyütebilirsiniz)
Benzer İçerikler
Şarapnelle yüzleşen bir dünya
Ellen Cantarow
Hrant
Bıçaklara Yakın
Halil Turhanlı
Elveda Amerika
The Observer








