Apaçık Radyo

Gezegeni tüketmeden gıda üretmek

7 Ekim 2026

Konuğumuz ziraat mühendisi ve üçüncü kuşak organik gıda üreticisi Mehmet Kul ile tarıma devam etme motivasyonunu; gençler için tarımı yeniden cazip kılmanın yollarını; dedesinden, babasından miras aldığı üretim kültürüne dair korumak ve değiştirmek istediklerini konuşuyoruz.

Günümüzün hâkim gıda üretim yöntemi olan endüstriyel tarım, 20. yüzyılın ortalarında hızla artan küresel nüfus karşısında açlığı önleme, gıda güvenliğini sağlama ve birim alandan alınan verimi artırma vaadiyle ortaya çıktı. Ancak geldiğimiz noktada, teknolojinin tüm imkânlarını kullanan, büyük teşvikler ve yatırımlarla desteklenen bu sistem insanlığı doyurmakta ne yazık ki başarısız oldu.

Dünyadaki tarım arazilerinin en az %70’inde uygulanan endüstriyel tarım; ne gıda güvenliği ne de gıda güvencesi açısından beklenen başarıyı gösterebildi. Bugün dünyada her üç kişiden biri açlık ve yetersiz beslenmeyle karşı karşıya. Üstelik bu durum bir üretim eksikliğinden değil, adaletsiz gelir dağılımından ve gıdaya erişim sorunlarından kaynaklanıyor. Dünyada üretilen gıdanın yaklaşık %40’ının çöpe gittiği düşünüldüğünde, sorunun kaynağı daha net anlaşılıyor. İşin zararlı etkileri de cabası: Sentetik gübreler ve tarım zehirleri toprağın biyoçeşitliliğini öldürürken hem üreteni hem tüketeni zehirliyor.

Gezegeni tüketmeden gıda üretmek, yani doğa dostu tarım yöntemlerini kullanarak dünyayı beslemek mümkün mü sorusuna yanıt arayan iki endüstri mühendisi Yonca Demir ve Bulut Aslan 2018 yılında geliştirdikleri matematiksel modelle Türkiye nüfusunun tamamen ekolojik tarımla üretilen gıdalarla beslenmesinin mümkün olduğunu bilimsel olarak ortaya koydular. Doğrusal programlama adı verilen optimizasyon yöntemi kullanılarak yapılan bu çalışmada, Türkiye'deki 81 ilin nüfusu, bireylerin günlük besin ihtiyaçları (kişi başı yaklaşık 2400 kalorilik zengin bir menü) ve ekolojik tarım şartlarındaki ürün verimleri hesaba katıldı.

Ekolojik tarımdaki verimin endüstriyel tarıma kıyasla %5 ila %34 arasında daha düşük olabileceği kabul edilerek yapılan modellemeler bile çarpıcı sonuçlar verdi:

Türkiye'nin mevcut nüfusunu tamamen ekolojik ürünlerle beslemek için ekilebilir arazilerin yalnızca %63’ü (kişi başı yaklaşık 1,97 dönüm) yeterli oluyor. Bu da yaklaşık 9 milyon hektar alanın boşta kaldığını gösteriyor. Sadece bitkisel ağırlıklı bir menü tercih edildiğinde ise ekilebilir alanların sadece %54’ü yeterli geliyor ve 13 milyon hektarlık bir alan artıyor. Şiddetli kuraklık koşullarında dahi Türkiye'nin ekilebilir alanlarının %88'i kullanılarak ülke nüfusu aç kalmadan tamamen ekolojik tarımla beslenebiliyor. Bu veriler sadece Türkiye için değil, dünya genelindeki ekilebilir alan oranları düşünüldüğünde küresel ölçekte de ekolojik tarımla beslenmenin mümkün olduğunu kanıtlıyor.

Image
""

Yerel Üretim ve Tarımsal Planlama

Yapılan çalışma "beslenebilir miyiz?" sorusuna yanıt vermekle kalmıyor, aynı zamanda geleceğin tarım politikaları için iki kritik yol haritası sunuyor:

Gıdanın kat ettiği yolu kısaltmak. Ürünleri en uzak yerlerden taşımak yerine yerel üretimi ve yerel tüketimi esas almak, fosil yakıt tüketimini ve nakliye maliyetlerini ciddi oranda düşürüyor. Örneğin; kendi tarım alanı çok kısıtlı olan İstanbul gibi megakentlerin gıda ihtiyacı, en yakın çevre illerden (Marmara Bölgesi) karşılanacak şekilde planlandığında hem tazelik korunuyor hem de karbon ayak izi azalıyor.

Öngörülebilir bir tarımsal plan hazırlamak. Şehirlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş bir üretim planı, hangi ilde ne kadar ürün yetiştirileceğini ve nereye gönderileceğini önceden belirlemeyi sağlıyor. Bu da küçük çiftçilerin en büyük sorunu olan "ürünümü satabilecek miyim?" belirsizliğini ortadan kaldırıyor.

Sonuç olarak; sentetik gübre, tarım zehiri ve fosil yakıt bağımlılığı üzerine kurulu endüstriyel sistem bir zorunluluk değil. Doğayla uyumlu, toprağı ve insanı zehirlemeyen ekolojik üretim modelleri hem gezegenin geleceğini koruyacak hem de toplumları doyuracak potansiyele fazlasıyla sahip.

Benzer İçerikler

  -     
● Canlı Yayın
—
Şimdiki
—
Sıradaki
—
Sıradaki
—
Sıradaki