Ada şarkıları
Fransız Öpücüğü’nde bu hafta; Laurent Voulzy, Brigitte Fontaine, Jacques Brel ve Serge Lama gibi sanatçılardan “ada” temalı parçalar dinledik.
Programın açılışını Serge Lama’nın 1969 tarihli Une île (Bir ada) adlı parçasıyla yaptık. Lama’nın ilham kaynaklarından Jacques Brel’in ünlü La Quête şarkısının ölçüsüne benzer şekilde yazılan ve ardından bestesi için Yves Gilbert’e emanet edilen parça yayınlandığında pek fazla ilgi çekmemiş ancak zamanla dinleyicilerin beğenisi kazanıp aynı yıl Fransız Eurovision seçmelerinde bile yarışmıştı. Parçada ada imgesini, hem bir sığınak hem de bir sürgün yeri olarak kullanıyordu Lama ve özellikle Napolyon’un sürüldüğü Sainte-Hélène Adası'na gönderme yapıyordu. Kapanışta geçen: “Bir ada, o ada, benim adam, o sensin” sözleriyle ise ada, özlem duyulan sevgiliye dönüşüyordu.
Claude Nougaro 1975'te, Fransa’nın Atlantik kıyısında, La Rochelle yakınlarında yer alan Île de Ré'yi (Ré Adası) konu alan bir şarkı yayınlamıştı. Eskiden eğrelti otlarıyla kaplı olduğu düşünülen adanın ismi Galya dilinde “eğrelti otu” anlamına gelen ratus kelimesinden geliyor. Ré la Blanche (Beyaz Ré) adıyla da bilinen ada beyaz badanalı, yeşil panjurlu evleri, düz arazisi ve sakin atmosferiyle ünlü. Bunun yanı sıra adanın batı ucunda 1854’te inşa edilen deniz feneri ve Conche des Baleines (Balinalar Koyu) isimli plaj da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Adanın Nougaro ailesi için de özel bir yeri var zira Claude’un babası operet şarkıcısı Pierre Nougaro, ellili yıllarda buradan bir arazi alarak bu araziye yazlık bir ev inşa ettirmiş ve bu ev tüm aile için zaman zaman büyük şehrin gürültüsünden kaçıp dinlenebilecekleri bir sığınak haline gelmiş. Altmışlı yıllarda Claude Nougaro da sık sık ziyaret etmiş bu evi ve çocukluk anılarından aldığı ilhamla burada pek çok şarkı yazmış. Bu şarkılar arasında sanatçının Amerikan klasiklerinden Fransızcaya uyarladığı parçaların da yer alması nedeniyle, adayı konu alan Île de Ré’de, Harold Arlen’in 1946 tarihli Come Rain or Come Shine’ına da bir gönderme bulunması da şaşırtıcı değil. Şarkının bestesi için piyanist Gérard Pontieux ile çalışmış Nougaro ve bir akşam Nice’teki bir barda ona: “Île de Ré ile ilgili bir şarkı yazmayı düşünüyorum ve bunun re notasıyla başlamasını istiyorum” demiş. Ertesi gün eve dönüp şarkı üzerinde çalışmaya başlayan ikili, besteyi Antibes kentindeki bir antikacıda tamamlamış. Şarkı Nougaro’nun adaya olan sevgisini ifade etmesinin yanında bir aşk şarkısı olma özelliğini de taşıyor zira bu dönemde Brezilyalı gitarist Baden-Powell’dan yeni boşanmış olan müstakbel eşi Marcia ile tanışmış Nougaro ve çift, adada bulunan evi sık sık birlikte ziyaret etmiş.
Pascal Obispo’nun 1994 tarihli albümü “Un jour comme aujourd’hui”de yer alan Tombé pour elle ya da diğer adıyla L’île aux oiseaux adlı parça, ilk bakışta bir kadına ithafen yazılmış gibi görünse de, aslında bir adaya ya da adanın da bulunduğu bölgeye hitap ediyor şarkıda Obispo. Sanatçı, çocukluk yıllarında tatillerini Arcachon Körfezi'ndeki L’île aux oiseaux (Kuşlar Adası) isimli bu adada geçiriyormuş. Yüzmeyi burada öğrenmiş ve yine burada ilk kez tekneyle denize açılmış. Üçüncü stüdyo albümünün hazırlıklarını yaparken, yakın zamanda İsrail’i ziyaret etmiş olması nedeniyle ilk olarak Kudüs üzerine bir şarkı yazmayı planlıyormuş Obispo ancak yapımcısı onu “sence orayı yeterince tanımıyor musun?” diye uyarınca, gerçekten tanıdığını düşündüğü bir yere yönelmiş ve çocukluk yıllarında, büyükanne ve büyükbabasının yanında yaz tatillerini geçirdiği bu bölge hakkında bir parça kaleme almaya karar vermiş. Şarkıyı “Sanki Arcachon Körfezi turizm ofisinden sipariş almış gibi” yazdığını ve parça piyasaya çıktığında sadece o bölgede yaşayan insanların ilgisini çekeceğini düşündüğünü belirtiyor Obispo. Buna karşın müzikseverlerden beklenmedik bir ilgiyle karşılaşan şarkı kısa zamanda üç yüz bini aşan satış rakamıyla bir hite dönüştü ve Pascal Obispo’nun kariyerinin bir anda ivme kazanmasını sağladı.
Dünya genelinde bir zamanlar Fransız sömürgesi olan, günümüzde ise Fransa Cumhuriyetinin toprakları arasında bulunan birçok ada mevcut. Bunlar arasında ilk akla gelenler Karayipler ve Atlantik’teki Guadeloupe, Martinique, Saint Martin; Hint Okyanusu'ndaki Réunion Adası ve nihayet Pasifik Okyanusu'nda bulunan Fransız Polinezyası ve Yeni Kaledonya. Bunların yanı sıra Haiti, Madagaskar, Komorlar ve Seycheller de bir dönem Fransa topraklarına dâhil olan diğer adalardı. Anne-babası Guedeloupe Takımadaları'nda bulunan Marie-Galante Adası'nda dünyaya gelen Laurent Voulzy de, 1986’da bu adaların büyük bir bölümünden söz ettiği Belle-île en mer, Marie-Galante adlı parçayı yayınlamıştı. İlk bakışta romantik bir yaz şarkısı gibi görünüyordu parça ama işin aslı biraz farklıydı. 1948’de Paris’te dünyaya gelen sanatçı, çocukluk yıllarında, derisinin renginden ötürü ayrımcılığa, ırkçılığa maruz kalmış ve hatta kendisine aşağılama amaçlı çeşitli isimler takılmıştı. Voulzy ilerleyen yıllarda tüm bu anıların yanı sıra çocukluk döneminde yaşadığı yalnızlık hatta bir anlamda tecrit duygusundan ve hayatında özel bir anlamı olan Brötanya’daki Belle Île ve ebeveynlerinin dünyaya geldiği Marie-Galante adalarından yakın dostu Alain Souchon’a bahsetti, o da Voulzy için Belle île en mer adlı bu parçayı kaleme aldı. Bestesi Voulzy imzasını taşıyan şarkıda bu iki adanın yanı sıra Saint Vincent, Singapour, Seymour, Ceylan ya da şimdiki adıyla Sri Lanka, Karukera, Kaledonya, Ouessant ve Karayipler'deki Virjin Adaları'nı da anıyordu iki arkadaş.
Geçmişte Fransız sömürgesi olan Madagaskar’ın hemen yanında bulunan Réunion Adası, 16. yüzyıla kadar keşfedilmemişti. 1507’de ilk olarak Portekizliler tarafından keşfedilen adaya 17. yüzyılda Fransızlar yerleşti ve buraya Bourbon Adası adını vererek plantasyonlarda çalıştırmak amacıyla önce Afrika’dan köleler, bunun ardından da Hintli, Çinli işçi grupları getirdiler. 1806’da Bonapart Adası ismini alan ada, 1810’da İngilizlerin eline geçince yeniden eski adıyla anılmaya başlandı. 1814’te Paris antlaşmasıyla Fransa’ya iade edilmesinin ardından 1848 Devrimi sonrasında köleliğin kaldırılmasıyla Réunion yani "Birleşme, yeniden bir araya gelme" adını alan ada, 1946’da Fransa’nın denizaşırı bölgelerinden biri oldu. Günümüzde dokuz yüz binin üzerinde bir nüfusa sahip olan Réunion Adası'nı konu alan en ünlü şarkı, yetmişlerin sonuna doğru piyasaya çıkan Mon île. Adada dünyaya gelen söz yazarı, besteci, yorumcu ve politikacı Jacqueline Farreyrol tarafından seslendirilen parça, klasik “tropik ada kartpostalı” imajını reddediyor ve adanın yüksek uçurumlarını, vahşi kıyılarını, dağlarını ve adadan bulunan volkanı anlatıyor. Parçanın son bölümünde ise: “Halkın dans etmeye başladığında, Maloya’ların yavaş ritmiyle, tamtamlarının sesiyle, Sanki sana teşekkür etmek için. Ve hafızamın derinliklerinden, Tarihin ağır sayfaları, Ne kadar hatırlatırsa hatırlatsın, Geçmişinin acısını. En kötü dönemlere rağmen, Benim en güzel resimli kitabım, Senin adını taşıyandır: Benim Réunion Ada'm.” sözleriyle adanın karmaşık tarihi ve çok kültürlü yapısına vurgu yapılıyor.
1967’nin Mayıs ayında Roubaix’de son kez sahneye çıkmasının ardından sinema kariyerine ağırlık vermeye karar veren Jacques Brel, 1973’te gösterime giren Le Far West filminin başarısızlığı sonrasında, beyazperdeye de veda etmişti. Bu dönemde denizciliğe merak saran sanatçı 1974’te Askoy adlı yelkenliyle, kızı France ve yeni sevgilisi Maddly Bamy ile birlikte üç yıl sürmesini planladığı bir dünya turuna çıktı. Kanarya Adaları'nda konakladığı sırada akciğerlerinde bir ağrı hisseden ve bu nedenle gezisine ara vermek zorunda kalan Brel, kendisine akciğer kanseri teşhisi konulmasının ardından Brüksel’de ameliyat oldu ve 1974’ün Aralık ayında dünya turuna devam etmek üzere Kanarya Adaları'na geri döndü. 1975 sonbaharında, Fransız Polenezya'sındaki Markiz Adaları'nda konakladığı sırada kendisini oldukça güçsüz hisseden sanatçı, en nihayetinde gezisini sonlandırarak kimseler tarafından tanınmadığı 5500 nüfuslu bu takımadalarda yer alan Hiva Oa Adası'na yerleşme kararı aldı. Buna karşın 1977’nin Eylül ayında yeni bir albümün kayıtlarını tamamlamak üzere Paris’e döndü Brel. Söz konusu albüm, ismini sanatçının bir süredir hayatını sürdürdüğü Markiz Adaları'ndan alıyordu. Albümün kapanışında bulunan ve bu nedenle Brel’in son şarkısı olarak kayıtlara geçen Les Marquises’de ise takımadaların doğasına bir saygı duruşunda bulunuyordu sanatçı ve hayatının son yıllarını burada geçiren ve tıpkı Brel gibi burada toprağa verilen Paul Gauguin’i de anarak zamanın akıp gittiğini, fakat Markiz Adaları'nın zamandan hiç etkilenmiyormuş gibi durduğunu dile getiriyordu. Bununla birlikte Les Marquises, Brel’in ada temalı ilk şarkısı değildi. Sanatçı 1962’de, Fransa’daki Roquebrune-Cap-Martin’de yaşarken kaleme aldığı Une île’de de aynı temayı işlemiş fakat bu defa tamamen hayali ve de ütopik bir ada yaratmıştı. Söz konusu adada korkunun yeri olmayacak, umut ve sevgi hüküm sürecek, toplumun tüm dayatmalarına karşın insanlar özgürce yaşayabilecekti.
Yukarıda bahsettiğimiz tüm şarkıların yanı sıra bu konuyu ele alan daha birçok şarkı mevcut Fransız popüler müziğinde. Bunlar arasında ilk akla gelenler: Hervé Vilard’ın İtalya’daki Capri Adası'ndan söz ettiği unutulmaz parçası Capri c’est fini, Enrico Macias’ın Rhône Nehri'ndeki bir adaya yerleşen bir grup insanın hikâyesini anlattığı L’île du Rhône, Mort Shuman’ın Korfu Adası'nda yaşanan romantik bir ilişkinin yasını tuttuğu Corfou sans vous ve Nicolas Peyrac’ın hayattaki bazı anları Ouessant Adası'ndaki fırtınalara benzettiği Tempête sur Ouessant.
Bu haftanın kapanışını ise daha yakın tarihli bir parçayla yaptık. Yokluk içinde yaşayan insanlara ya da evsizlere yemek sağlamak amacıyla 1985’te komedyen Coluche tarafından kurulan Les restos du cœur organizasyonundan ve bu organizasyon kapsamında yardım amaçlı düzenlenen Les Enfoirés konserlerinden geçtiğimiz yıllarda bahsetmiştik. Organizasyonun bu yılki konserinin tanıtımı için yayınlanan, sözleri Gaëtan Roussel müziği ise Renaud Rebillaud imzalı parça, L’île aux trésor yani Define Adası ismini taşıyordu. Bununla birlikte parçanın İskoç yazar Robert Louis Stevenson’ın aynı adlı ünlü romanıyla pek bir ortak yanı bulunmuyor. Daha çok içsel bir hazine arayışından bahseden şarkı, herkesin içinde dile getirmediği sırların, dökülmeyen gözyaşlarının, yaşanmamış hayatların olduğunu vurguluyor ve her şeye rağmen gülmeye, ağlamaya devam ettiğimizi, sürekli aradığımız gerçek hazinenin de işte bu anlarda gizli olduğunu ifade ediyor.
Kaynaklar:
-1001 histoires secrètes de chansons, Fabien Lecœuvre, Editions du Rocher, 2017
- Jacques Brel en 40 chansons, Stéphane Loisy, Bruno Brel, Baptiste Vignol, Hugo Image, 2018
- Serge Lama - Le rage de vivre, Frédéric Quinonero, L'Archipel, 2021
- Pascal Obispo : L'envie d'être aimé, Lomig Guillo, Editions Prisma, 2018
Benzer İçerikler
1975 yılının öne çıkan şarkıları (II)
Devrim Özkan
1965 yılının öne çıkan şarkıları
Devrim Özkan
"Memleket" şarkıları
Devrim Özkan
1963 yılının öne çıkan şarkıları
Devrim Özkan