Kasım 2009
Kasım
Dinlemek için:
Kasım
Dinlemek için:
İndirmek için: mp3, 11 mb.
Ayın Sözü: “Bütün silahlı ayaklanmalarda çok sayıda masum insan öldürülmüştür. Silahlı eylemi başlatanları değil de onu bastıranları suçlu sayarsanız tarihi yanlış değerlendirmiş olursunuz. Operasyonlarda 'yan hasar' dediğimiz bir durum vardır." CHP Milletvekili Onur Öymen, Dersim'de yaşananları onaylamaya devam ediyor... (Kaynak: Akşam)
Sonunda, Kürt sorununun çözümü ilk kez Mecliste görüşüldü. “O gün demokratik açılım olur mu” gibi itirazlara rağmen 10 Kasım’da gerçekleşen tarihî oturumda CHP’li milletvekilleri Atatürklü pankartlar açtı. MHPliler kürsüye yürürken, CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman tarafından meclis salonuna sokulan iki genç, “emperyalizmin oyunu” olarak niteledikleri açılımı pankart açarak protesto etti.
Adalet Bakanlığı, bir yönetmelik değişikliğiyle, cezaevleri ziyaretleri sırasında Türkçe dışındaki dillerde konuşmalar için getirilen yaptırımları yumuşattı. Artık Türkçe dışındaki dillerde görüşme yapılabilmesi için “beyan” yeterli olacaktı. İmralı Adası’nda yeni cezaevine taşınan Abdullah Öcalan’ın yanına 5 mahkûm daha gönderildi. 10 yıl boyunca tecritte tutulan Öcalan, mahkumlarla günde 1 saat görüşebilecekti. Öcalan avukatları aracılığıyla yeni cezaevi koşullarının eskisine göre kötü olduğunu açıkladı ve ilk protestolar böylece başladı.
Hakim ve savcılara yönelik telefon dinlemelerine ilişkin haberleri ihbar kabul eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP hakkında yeni bir inceleme başlattı. Bu gelişme “AKP’ye yeni bir kapatma davası geliyor” diye yorumladı. Ortam o kadar karışmıştı ki, işin içinden çıkmak mümkün görünmüyordu.
Kasım’ın önemli gelişmesi, biraz da Onur Öymen’in TBMM Genel Kurul Salonu’ndan kamuoyuna yayılan çarpıcı “lapsus”u sayesinde ivme kazanan “yeni aydınlanma çağı”na girişimizdi belki de. CHP Genel Başkan Yardımcısı, Meclis’teki konuşmasında Dersim katliamını övdü. “Dersim isyanında analar ağlamadı mı?” sözleriyle 1937-1938 katliamını bir devlet politikası olarak savunan Öymen’in sözleri öncelikle Aleviler tarafından infialle karşılandı. CHP, Onur Öymen’in arkasındaydı ama Tunceli CHP İl Örgütü yöneticileri partiden istifa ederken ülke çapında protesto dalgası başladı.
Böylece, 4 nesil boyunca sus pus oturduktan sonra, birdenbire “olmamıştır, yapmamışızdır,” demekten vazgeçerek, Ermeni kıyımı, Adana katliamı, Diyarbakır Hapishanesi, Dersim katliamı, Kafes Kaos Planı vb. üzerinden, bu ülkede neredeyse yüz yıldan beri ağza alınamayan, konuşulması yasak olan, totemlerle tabular arasına sıkıştırılmış bilincimizdeki taşların paldır küldür dökülmesine yöneldiğimiz görülüverdi. “Delete” düğmesini devreden çıkartıp, “undo” yapmaya mı geçiyorduk acaba? Bilmiyorduk. Bu arada Tunceli, 14 yıl aradan sonra ilk kez bir cumhurbaşkanı ağırladı. Bu arada, Cumhurbaşkanı, aralarında hükümlü Güler Zere'nin de bulunduğu 4 kişinin kalan cezalarını “hastalık sebebiyle”kaldırdı.
Ergenekon davasında tutuklu sanık Osman Yıldırım, Cumhuriyet Gazetesi’ne düzenlenen saldırının emrini Veli Küçük’ün verdiğini, bombaları ise Muzaffer Tekin’in temin ettiğini mahkemede açıkladı. Davanın kilit ismi Yıldırım, Veli Küçük’ün arkasında Şener Eruygur , Hurşit Tolon ve Fikri Karadağ’ın olduğunu da belirtti. “Islak imza” sahibi Albay Dursun Çiçek, sonunda ifade verdi ve 2. kez tutuklandı. İlk tutuklamada 18 saat hapiste kalan albay bu kez 34 saat tutukluluğun ardından serbest bırakıldı.
İhbarcı subaydan gelen 2. elektronik postada, tüm internet sitelerini fişlediği, irtica eylem planı hakkındaki suçun sadece albay Çiçek ve personeline yükleneceği öne sürüldü. Genelkurmay “bu mektup sahte” derken, ihbarcı subay yeni darbe belgelerini de savcılığa gönderdi.
Kasım’ın üçüncü haftasında Kafes Eylem Planı Taraf gazetesinde yayımlandı. Buna göre Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda 41 kişilik özel birim, gayrimüslimlere yönelik terör eylemleri düzenleyecek, Koç Müzesinde okul çocuklarının ziyareti sırasında katliam yapılacak, suç da “İslamcılar”ın üzerine atılacaktı. Örgütün cephaneliği Poyrazköy’de eski Belediye Başkanı Dalan’a ait arazide ortaya çıkarılmış, Genelkurmay Başkanı burada ele geçirilen Law silahını “boru” diye nitelendirmişti. Dink suikastı, bu planda “operasyon” diye nitelendiriliyordu. Çok sayıda deniz subayı tutuklandı, soruşturma derinleştirildi.
BM Genel Kurulu, İsrail ve Hamas'ı, Gazze'de geçen yılki çatışmalarda savaş suçu işlemekle suçlayan ve iki taraftan da soruşturma açmalarını isteyen karar tasarısını kabul etti. Hamas yetkililerinin seyahat imkân ya da niyetleri belirsizdi ama bu kararla birlikte İsrail’in bazı yetkililerinin Uluslararası Ceza Mahkemesini kabul etmiş Avrupa ülkelerine gitmesi hukuki risk taşımaya başladığı kesindi artık.
Türkiye’ye Kasım ayından beri taptaze GDO’lu ürünlerin yasal olarak girebilmesi yolu açıldı. Tarım Bakanlığı, gümrüklerde, "genetiği değiştirilmiş organizma" içeren ürün denetimi başlattı. Analizlerde belirlenen limitin üstünde GDO içeren ürünlere de rastlandı.
Engin Çeber'in Metris Cezaevi’nde işkence sonucu ölümüne ilişkin Adalet Bakanlığı müfettişlerinin yürüttüğü soruşturma tamamlandı. Hazırlanan raporda Çeber’in ölümüyle ilgili 8 gardiyanın meslekten ihracı, 4 yönetici ve 41 gardiyan hakkında ise ''kınama cezası'' verilmesi istendi.
Memurlar grev yaptı. KESK ve Türkiye Kamu-Sen, hükümetin grev ve toplu sözleşme hakkını içeren çağdaş sendikal düzenlemleri bir an önce gerçekleştirmesini istedi. Bir çok işyerinde çalışanlar greve çıkarken, grevin ne olduğu da hatırlandı.
Hemingway’e esin kaynağı olan Kilimanjaro dağındaki buzulların hızla eridiği ve 20 yıl içinde yok olabileceği bildirildi. Save the Children adlı kuruluşun hazırladığı bir raporda, iklim değişikliğinin etkilerinin, çoğunluğu Afrika’da olmak üzere 250 bin çocuğun ölümüne yol açacağı uyarısında bulunuldu. Rapora göre, bu sayı 2030’da 400 bine ulaşacaktı...
Kısacası, alametler belirmişti... Yeryüzünde istikrarlı iklim çağı 400 nesil boyunca hüküm sürdükten sonra, artık sona ermeye yüz tutuyor, dünya şiddetli ve infilaklı bir iklim değişikliğinin kıyısına yıldırım hızıyla yaklaşıyordu. Yazar Fred Pearce’ın deyişiyle, “mızrak taşıyıcısı ve ateş yakıcısı” dağınık kabileler halinde 150 bin yıl boyunca yaşadıktan sonra, son buzul çağının ardından mağaralarımızdan çıkıp, sadece 400 neslin ömrü içinde çiftçi, demirci, şehirci, sanayici ve dijitalleşmiş - küreselleşmiş bir dünyanın yedi milyar sakini haline gelmiştik. Ve de, geçip gitmek üzereydik. Gidişi önleyecek siyasi iradeyi çıkarabilecek tek kaynak olan kitlesel aktivizm insanlığın içinde bir yerde bulunup çıkarılacak mıydı? Bilmiyorduk.
Ocak; Şubat; Mart; Nisan; Mayıs; Haziran; Temmuz; Ağustos; Eylül; Ekim; Aralık
Benzer İçerikler
Mart 2009
Öymen'den Dersim'e 'yan hasar' benzetmesi
Radikal Gazetesi
Geçen Yılın Ardından: 2025 Ekim, Kasım, Aralık
Ömer Madra