Apaçık Radyo

Öldürücü sıcaklar, tehlike altındaki bir gıda arzı ve net sıfır hedefinden vazgeçilmiş bir gelecek: Radikal sağın size yaşatmak istediği hayat bu

10 Ağustos 2026

İklim felaketi gözlerimizin içine bakarken, radikal sağ bize "Akdeniz yaşam tarzını benimseyin" diyor. Daha doğrusu, ölümü benimseyin diyor.

Solcular, anlamıyor musunuz? Kitlesel ölümler sizin iyiliğiniz için. Hayatı savunan o "woke" anlayışı reddedin! Uygarlığın çöküşünü kucaklayın! Her şeyin yanıp kül oluşunu izleyin, sonra da küllerin üzerinde dans edin! Bugün iklim eylemini reddetmek kabaca böyle gerekçelendiriliyor: Tartışma, bilim inkârcılığından düpedüz nihilizme evrilmiş durumda.

Yeni kışkırtıcı ruh halinin en çarpıcı örneklerinden biri, adeta seri bir kundakçı gibi davranan Sunday Telegraph editörü Allister Heath. Geçen hafta Daily Telegraph'ta yayımlanan, ilk başlığı "Britanya iklim değişikliğini durduramaz. Net sıfır hedefini rafa kaldırın ve Akdeniz yaşam tarzını benimseyin" olan yazısında, "iklim değişikliğinin gerçek olduğunu" kabul ediyor, ancak "küresel ısınmaya karşı verilen savaşın kaybedildiğini" savunuyordu. 

Bu, fosil yakıtlardan uzaklaşmayı engellemeye çalışanların izlediği klasik bir aşamadır: Önce sorunu inkâr ederler; Daily ve Sunday Telegraph yıllarca bunu yaptı. Ardından sorunu kabul ederler ancak artık harekete geçmek için çok geç olduğunu iddia ederler. Eğer gerçekten çok geç kaldıysak, bunda inkârcıların payı hiç de az değildir. Heath de bu nedenle, Britanya'nın "net sıfır denilen o aşağılık aldatmacayı bir kenara bırakması ve kaderimiz gerçekten buysa, daha sıcak, daha kurak ve daha değişken bir Akdeniz iklimiyle yaşamayı öğrenmesi" gerektiğini savunuyordu.

Ona göre emisyonlarımızı azaltmaya çalışmamız, "ileri derecede intihara meyilli bir empati vakası" yaşadığımızı gösteriyor. İnsanlara teşhis koyacak yetkinliğe sahip değilim; ancak genel bir kural olarak, empati yoksunluğu, acımasızlık ve suçluluk duygusunun bulunmaması, psikopatinin güçlü göstergeleri arasında yer alır. Heath sözlerini şöyle sürdürüyordu: "Evet, elbette çok sayıda kaybeden olacak. Ama kaçınılmaz olanı engellemeye çalışmanın bir anlamı yok... Britanya'da pek çok insan, iklim modellerinin öngördüğü daha sıcak hava koşullarından memnuniyet duyacaktır."

Zamanlaması ise kusursuzdu: Tam da Akdeniz bölgesi alevler içinde kalırken Akdeniz iklimini övüyordu. Sosyal medyada yükselen geniş çaplı alay ve tepkinin ardından editörler başlığı değiştirdi.

Heath'in yazısı, aynı zamanda İngiltere'nin yarısında resmen kuraklık ilan edildiği gün yayımlandı. Buna rağmen, her yerde sulama sistemleri kurulması ve daha fazla yüzme havuzu inşa edilmesi gerektiğini savunuyordu. Peki su nereden gelecek? Ama lütfen bana böyle ampirik sorular sormayın. Heath ayrıca, "Temiz enerji ve sıfır karbonlu ulaşım çözümlerini, ancak mevcut alternatiflerden daha iyi ve daha ucuz hâle geldiklerinde serbest piyasanın sunacağına güvenmemiz gerektiğini" öne sürüyordu. Oysa yenilenebilir enerji zaten daha ucuz ve neredeyse her durumda fosil yakıtlardan hem daha iyi hem de bizim için daha faydalı. Fosil yakıtların tüketimde hâlâ bu kadar büyük bir paya sahip olmasının nedeni ise, başını Trump yönetiminin çektiği ve temiz enerjiyi baltalamak, kömür yakmayı sürdürmek için milyarlarca dolar harcayan "serbest piyasa" karşıtı müdahalelerdir. Yenilenebilir enerjinin maliyetindeki keskin düşüş sayesinde, iklim savaşını kaybetmiş olmaktan çok uzak olabilir; hatta tam tersine, çok hızlı bir dönüşümün eşiğinde olabiliriz. O hâlde çabuk, kazanma ihtimalimiz var diye şimdiden vazgeçelim.

Heath, Birleşik Krallık'ın karbon emisyonlarını azaltmasını "ahlaki bir eylem, etik bir zorunluluk" olarak nitelendirmeyi küçümseyerek, bunun akıl dışı bir yaklaşım olduğunu ima ediyordu: "Bu yolun sonu deliliktir." Oysa evet, kendi emisyonlarımızı azaltmak hem ahlaki bir eylemdir hem de etik bir zorunluluktur. Aynı zamanda son derece pragmatik bir adımdır. İklim krizine karşı küresel ölçekte etkili bir mücadele, karşılıklı güvene dayanır. Bazı ülkeler sorumluluk almaktan kaçınırsa, diğerlerinin de aynı yolu izlemesi kuvvetle muhtemeldir ve böylece etkili bir küresel yanıt, herkesin suçu birbirine attığı bir kısır döngü içinde çöker. Bu risk, özellikle de tarihsel olarak en büyük fosil yakıt mirasına sahip olan zengin ülkeler bedavacı gibi davranmaya kalktığında daha da büyür. Biz üzerimize düşeni yapmazsak, bunu başkalarından neden bekleyelim?

Gelelim "iklim modellerinin öngördüğü daha sıcak iklime". Bunun tam tersi de yaşanabilir. Bazı iklim modelleri, yükselen sıcaklıkların Atlantik Okyanusu akıntı sistemini durma noktasına getirebileceğini ve bunun da Britanya'yı aşırı soğukların içine sürükleyebileceğini öngörüyor. O durumda da artık ona uyum sağlamayı öğrenirsiniz.

Heath'in gerçekliği inkâr etme konusundaki sicili öylesine yerleşmiş durumda ki, bunun sonucunda bir "Allister Heath manşet üreticisi" bile ortaya çıktı. Bu araç, orijinallerinden ayırt edilmesi hiç de kolay olmayan absürt başlıklar üretiyor. Böylesine güçlü bir rekabete rağmen, Britanya gazeteciliğinde en sık ve en büyük yanılgılara düşme konusunda birinciliği Heath'in hak ettiğini düşünüyorum. Sonuçta bu, Kwasi Kwarteng'in mali felaketle sonuçlanan bütçesini, "bir Britanya maliye bakanının şimdiye kadar sunduğu açık ara en iyi bütçe" diye öven kişi. Heath için güvenilir bir kural var: Eğer o bir şeye inanıyorsa, büyük olasılıkla doğrusu tam tersidir.

Ama mesele yalnızca Heath değil; yalnızca gazetecilik de değil. Radikal sağ bir sürü hâlinde hareket ediyor ve Heath, iklim felaketini artık kabullenmemiz gerektiğini savunan birçok isimden yalnızca biri. Örneğin, dil bilgisi kurallarını bile inkâr eden Reform UK, "Küresel ısınmayı durdurabileceğimizi sanmak yerine ona uyum sağlamamız daha doğru olur" diyor. Elbette aynı siyasi çizgi, kemer sıkma politikalarını ve özelleştirmeyi de savunuyor; oysa bunların ikisi de iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitemizi ciddi biçimde zayıflatıyor.

Haklarını teslim etmek gerekir ki, geçen hafta Ambrose Evans-Pritchard ile Tim Stanley bu nihilist uzlaşıya karşı çıkarak, iklim krizinin yarattığı meydan okumaya karşı harekete geçmemiz gerektiğini savundular. Ancak artık hem Telegraph gazetesinde hem de sağ basının genelinde azınlıkta kalan taraf onlar.

Neden? Çünkü medyanın büyük bölümü, zamanının büyük kısmında, söyledikleri doğru olsun ya da olmasın, tutarlı olsun ya da olmasın, hatta felaketi hızlandırma ihtimali bulunsun ya da bulunmasın, sermayenin çıkarlarına hizmet eden söylemleri dolaşıma sokan kişilere kürsü sunuyor. Yenilenebilir enerji neredeyse her koşulda fosil yakıtlardan daha ucuz olsa da, fosil yakıtlar daha kârlıdır. Çünkü ekonomik olarak işletilebilir rezervler sınırlıdır ve her biri tek bir şirket tarafından tekel altına alınabilir; ayrıca savaş ya da kaos dönemlerinde fiyatları bir anda fırlayabilir. Çok zenginlerin neredeyse tamamının bu sektörlere büyük yatırımları vardır. Bu yüzden fosil yakıt kullanımını sınırlamaya yönelik her girişim, onlar tarafından sınıf savaşının bir parçası olarak algılanır. Ardından da, mevcut düzeni savunmak için üretilen anlamsız gerekçeler, Allister Heath başlık üreticisinin yeni başlıklar üretmesi kadar otomatik bir şekilde peş peşe gelir.

Öyleyse "Akdeniz yaşam tarzını benimseyin." Ama şarapsız; çünkü Telegraph'ta yayımlanan bir başka köşe yazısının da yakındığı gibi, orman yangınlarının dumanı, kaynağı hiç anılmayan o gizemli güç sayesinde şaraplara "duman lekesi" bulaştırıyor. Ve yiyeceksiz; çünkü kuraklık ve sıcak hava dalgaları nedeniyle, hem Güney Avrupa'da hem de burada gıda üretimi çok ciddi bir tehdit altında. Bir de o şirin kır eviniz olmadan; çünkü çoktan kül olmuş olabilir. Yemyeşil manzaralar olmadan; çünkü onlar da alevlere teslim oldu. Ilık ve keyifli yaz günleri olmadan; çünkü onların yerini artık öldürücü sıcaklar aldı. Neyse, siz aslında ne demek istediğimi biliyorsunuz: Ölümü kucaklayın.


* George Monbiot'un 'Murderous heat, an endangered food supply and no net zero: this is the life the radical right wants you to have' adlı makalesi Nil Kayarlar Sarrafoğlu tarafından çevrilmiştir. 

Benzer İçerikler

  -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki