İklimle ilgili bir başka araştırmaya göre şu anda dünya genelinde 1,5 milyar inek, koyun ve keçiye ev sahipliği yapan otlak alanlar, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle yüzyılın sonuna kadar %36 ila %50 oranında küçülebilir. Çalışmayı yürüten Potsdam İklim Etki Araştırma Enstitüsü (PIK), iklim değişikliğinin Afrika’daki otlaklar üzerindeki etkilerinin özellikle endişe verici olduğunu belirtti. Afrika’daki iklim koşulları halihazırda otlakların dayanabileceği sınırların neredeyse en uç noktalarında. Fosil yakıt kaynaklı küresel emisyonlar önemli ölçüde azaltılırsa, Afrika otlaklarının küçülme oranı %16’ya kadar gerileyebilir. Ancak emisyonların artmaya devam etmesi durumunda ise kayıp %65’e ulaşabilir. Gıda güvenliği ve yerel halkların yaşam kaynakları açısından son derece endişe verici.
"Çığır açıcı” olarak nitelendirilen bir araştırma, insan kaynaklı iklim değişikliğinin Avrupa genelindeki aşırı hava olaylarını ne ölçüde etkilediğini ortaya koydu. İklim araştırmacısı Gottfried Kirchengast ve Avusturya’daki Graz Üniversitesi’ndeki ekibi, sıcak hava dalgaları, seller ve kuraklıklar gibi aşırı olayların tehlikelerini hesaplamak için bir yöntem geliştirdi. Yeni bir matematiksel çözüm kullanan bu model, aşırı hava olaylarının sıklığını, süresini, şiddetini, mekânsal yayılımını ve diğer değişkenlerini hesaplayabiliyor. Bu da araştırmacıların devletler ya da şirketler gibi emisyon yoğun aktörlerin artan iklim zararları ve risklerinden ne ölçüde sorumlu olduğunu analiz etmesine olanak tanıyor. Kirchengast model hakkında şunları söyledi: “Uygun uzun dönemli iklim verileri mevcutsa, ilgi duyulan aşırı hava olaylarına ilişkin iklim tehlike metriklerinin gelişimi, Avrupa ülkelerinde ve dünyanın herhangi bir bölgesinde yıl yıl ve on yıl on yıl izlenebilir.” Weather and Climate Extremes dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, Avusturya’da ve Orta ile Güney Avrupa’nın büyük bölümünde toplam aşırı sıcaklık düzeyi, 2010–2024 arasındaki iklim döneminde, 1961–1990 dönemine kıyasla yaklaşık 10 kat artmış durumda. 2025 yazındaki aşırı hava olayları kısa vadede en az 43 milyar Euro’luk ekonomik kayba yol açarken, 2029 yılına kadar toplam maliyetin 126 milyar Euro’ya ulaşması bekleniyor.
İklim değişikliğinin şiddetini ve sıklığını artırdığı aşırı hava olayları dünyada her yıl binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olurken, aynı zamanda milyarlarca dolarlık ekonomik kaybı da beraberinde getiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2025 Yılı Türkiye İklim Değerlendirmesi raporu geçtiğimiz yıl Türkiye’de aşırı hava olaylarının sayısının 1011 olduğunu ortaya koydu. Türkiye’de 2021’den bu yana her yıl 1000’in üzerinde aşırı hava olayı görülüyor. AA muhabirinin, rapordan derlediği bilgilere göre, ülke genelindeki 220 meteoroloji gözlem istasyonundan elde edilen veriler doğrultusunda geçen yıl Türkiye’nin ortalama sıcaklığı 15,1 derece oldu. Yıl boyunca 365 günün 268’inde sıcaklıklar normallerin üzerinde gerçekleşti. Türkiye genelindeki 191 istasyonda maksimum sıcaklık rekoru kırıldı.
Yaşam savunucuları Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 çerçevesinde harekete geçti. Halkların İklim Zirvesi Meclisi tarafından Çevre Mühendisleri Odası’nda gerçekleşen basın açıklamasında Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen COP süreçlerinin küresel iklim felaketine çözüm üretmekten çok, devletler ve şirketler arasında pazarlık alanlarına dönüştüğü belirtildi. “Halkların İklim Zirvesi, COP31 ile eşzamanlı olarak ve aynı kentte, resmi zirvelerde sesi duyulmayanların sözünü kurmak amacıyla ortaya çıktı. Açıklama, “Ortak mücadele hattını büyütmek için, ekolojik yıkıma karşı sözünü ve emeğini ortaya koymak isteyen herkesi, Halkların İklim Zirvesi Meclisi etrafında buluşmaya ve 15-18 Kasım’da yapılacak Halkların İklim Zirvesi’nde, COP süreçlerinde sesi duyulmayanların kendi sözlerini kurabilmesi için kolektif iradeyi birlikte büyütmeye davet ediyoruz” dedi.
Edirne'de taşkına neden olan Tunca ve Meriç nehirlerinin debisi düşmeye başladı. Yağışlar, kar erimeleri ve Bulgaristan'ın enerji ürettiği barajlardan kontrollü su salımı yapmasıyla geçen hafta debileri yükselen Tunca ve Meriç nehirlerinin taşması, birçok köy yolu ve tarihi köprünün kapanmasına, binlerce dekar tarım arazisinin su altında kalmasına neden oldu. Yaz aylarında saniyede 2 metreküpe kadar düşen Tunca'nın debisi, son taşkında 212 metreküp/saniyeye kadar çıktı. Bu seviyede pik yapıp düşüşe geçen nehrin debisi, son ölçümlerde 143 metreküp/saniye olarak kaydedildi. Meriç Nehri'nde suyun yazlık ve kışlık seddeleri aşması için kritik seviye 2 bin 200 metreküp/saniye olarak belirtiliyor. Meriç'te "kırmızı" ikaz seviyesi devam ediyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün ocak sonu itibarıyla 123 bin 284 megavata, güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamının 40 bin 689 megavata yükseldiğini açıkladı. Ocak sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde güneşin payı 25 bin 827 megavat ile yüzde 20,9’a çıkarken rüzgarın payı da 14 bin 862 megavata yükseldi ve yüzde 12,1’lik payını korudu. Güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamı ise ocakta yüzde 33 pay ile 40 bin 689 megavata yükselmiş oldu.


