Sulak alanıma dokunma, sulak alan rant alanı değil!

-
Aa
+
a
a
a
Gezegenin Geleceği: 04 Şubat 2026
 

Gezegenin Geleceği: 04 Şubat 2026

podcast servisi: iTunes / RSS

Birleşmiş Milletler çatısı altındaki yeni vergi kurallarının kabul edilmesi durumunda, fosil yakıt şirketleri, iklime verdikleri zarara ait bedelin bir kısmını ödemek zorunda kalacak. Yanı sıra bu kurallar kapsamında aşırı zenginler de küresel bir servet vergisine tabi tutulabilecek. Onlarca ülke, kirleticilerin faaliyetlerinin yol açtığı etkilerin bedelini ödemesini sağlayacak daha güçlü kurallara destek veriyor. Ancak gelişmekte olan ülkeler, mevcut taslak önerilerin fazla zayıf olmasından endişe ediyor ve zengin ülkelerden daha güçlü destek talep ediyor. Fosil yakıt şirketlerinin kârlarının vergilendirilmesine ilişkin net önerilerin dili yumuşatılmış durumda ve aşırı zengin bireylerin vergilendirilmesine yardımcı olacak küresel bir varlık siciline ilişkin öneriler de metinden çıkarıldı. Anlaşma işler hale getirilebilirse, fosil yakıt üreticilerinin yol açtıkları zararların bedelini ödemesini sağlamak ve en zenginlerin adil biçimde katkı sunmasını temin etmek açısından büyük bir adım olabileceği düşünülüyor. 

9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kapsamlı ve çok boyutlu bir hazırlık süreci başlatıldı. CHP COP31 Hazırlık Masası, Türkiye’nin COP31’e hazırlık sürecini yakından ve sürekli biçimde takip etmek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iklim kriziyle mücadeleye yönelik politika ve çözüm önerilerini uluslararası kamuoyuna etkin biçimde anlatmak ve parti ile belediyelerin sürece aktif, koordineli ve görünür biçimde katılımını sağlamak amacıyla yapılandırdı. Hazırlık Masası; yenilenebilir enerji politikalarından adil geçişe, iklim finansmanından iklim krizinin halk sağlığı üzerindeki etkilerine, toplumsal cinsiyet eşitliği ve iklim adaletine kadar COP31 gündeminde yer alan tüm temel başlıkları kapsayacak biçimde oluşturuldu. Bu çerçevede masa, farklı disiplinlerden ve uzmanlık alanlarından gelen, deneyimli ve yetkin isimleri bir araya getirmekte. 

Aynı zamanda COP31 Hazırlık Masasında yer alan CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle Afyonkarahisar'da bulunan Eber Gölü’nde incelemelerde bulundu. İnceleme sonrasında Rızvanoğlu ve beraberindeki heyet, Sultandağı ilçesine bağlı Yakasenek Köyü Kocaoğuz mevkiinde Eber Gölü Yaşasın Hareketi Başkanı Ekrem Önder Çiftçi ile birlikte ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. “Eber Gölü maalesef kuraklıkla ve yanlış su yönetimiyle mücadele ediyor” diyen Rızvanoğlu, “Oysa Eber Gölü ve Akarçay Havzası yalnızca bir doğa parçası değil; tüm canlılar ve insanlık için ortak değeri olan, doğal, ekonomik, tarihsel ve kültürel bir bütündür” şeklinde konuştu. Rızvanoğlu sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı: “ Türkiye’nin dört bir yanında göller kuruyor, tarım çöküyor. Bu tablonun en acı örneklerinden birinin tam ortasındayız: Eber Gölü’ndeyiz. Buradan çağrımız açık ve nettir, Eber Gölü için artık söz değil, icraat istiyoruz. Eber Gölü yaşasın istiyoruz.”

Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dağbek köyünde yer alan ve ülkede nadir görülen Şamua türü dağ keçilerine ev sahipliği yapan Hel Yaylası’nda planlanan krom çinko ocağı projesi iptal edildi. Tunceli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından alınan iptal kararının gerekçesi, bölgenin hayvancılık açısından taşıdığı stratejik önem oldu. Dersim Kültür ve Doğa Derneği Başkanı Ümit Karabulut şunları söyledi: "Bu coğrafyanın maden projesinden kurtarılması son derece olumlu bir gelişme. Fakat yörede 30’un üzerinde proje var ve bunların en tehlikelileri altın madeni projeleri. İptal kararlarının diğer maden sahalarını da kapsaması yönündeki talebin, yetkililer tarafından dikkate alınmasını istiyoruz" dedi. 

Evrensel’den Gözde Tüzer Korkmaz’ın haberine göre, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve Burhaniye Çevre Platformu Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında, Akçay Sazlığı ve Sulak Alanını yok eden “Edremit Tarıma Dayalı İhtisas OSB” projesi şantiye önünde bir açıklama yaptı. Açıklamada “Sulak alanıma dokunma, sulak alan rant alanı değil” denildi.  Açıklamayı Kazdağı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan okudu. Şantiye alanındaki dolgu faaliyetlerinin çok yoğun bir şekilde sürdüğü görüldü. 

Gediz Nehri’nin karasal kesimlerden taşıdığı alüvyonların birikmesiyle, İzmir Körfezi’nin doğusundan Ege Denizi’ne döküldüğü yerde Gediz Deltası var. Türkiye’de Ramsar Sözleşmesi ile korunan 14 uluslararası öneme sahip sulak alan arasındaki delta, doğal sit alanı statüsüne sahip. Delta, Gediz Nehri’nin kirletilmesi hem de küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklıktan olumsuz etkileniyor. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Özkan, AA muhabirine iklim değişikliği etkilerinin deltadaki biyoçeşitliliği olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Özkan, “Bu şu anlama geliyor, su bütçesinde gittikçe daha fazla açık vermeye başlıyoruz. Yağışlarımız azalırken sıcaklığın artması, mevcut su potansiyelimizin özellikle tatlı su potansiyelimizin ciddi oranda azalmasına neden oluyor. Bu da hem delta üzerinde hem de kent üzerindeki su stresini, kuraklık stresini artırıyor” dedi.