Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, dünyada kritik minerallere yönelik talepte yaşanan artışın jeopolitik rekabeti tetiklediğini söyledi. DiCarlo, “Uluslararası barış ve güvenliğin korunması” başlığıyla düzenlenen ve enerji, kritik mineraller ile güvenlik konularının ele alındığı BM Güvenlik Konseyi oturumunda konuştu. Dünya genelindeki kritik minerallerin 21. yüzyıl ekonomisinin başlıca itici güçleri arasında yer aldığını belirten DiCarlo, lityum, kobalt ve nikel gibi minerallerin dijital ekonomi ile enerji dönüşümünü destekleyen teknolojilerin temel bileşenlerini oluşturduğunu ifade etti. DiCarlo, bu minerallerin çıkarıldığı madencilik faaliyetlerinin bazı durumlarda insan hakları ihlalleri ve çevresel bozulmayla ilişkilendirildiğini vurguladı. DiCarlo, BM Güvenlik Konseyi’nin doğal kaynaklar ile çatışmalar arasındaki ilişkiyi kabul ettiğini belirterek, kritik mineral madenciliğinin ilgili ülkelerde çatışmaları körüklemeden ulusal hükümetler tarafından sorumlu şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Biz kaynaklar üzerine savaşlar başlatırken, dünya yaşanmaz hale geliyor. Bir araştırmaya göre insanlık gezegeni her zamankinden daha hızlı ısıtıyor. Son dönemdeki kavurucu sıcaklıkların ardındaki doğal faktörlerin etkisini dışarıda bırakan bir araştırmaya göre, ısınma hızının neredeyse iki katına çıkmasıyla birlikte iklim çöküşü çok daha süratli bir şekilde gerçekleşiyor. Araştırma, küresel ısınmanın 1970 ile 2015 yılları arasında her on yılda 0,2 dereceden daha düşük olan sabit hızının, son 10 yılda on yıl başına yaklaşık 0,35 dereceye yükselerek hızlandığını saptadı. Bu oran, bilim insanlarının 1880’de Dünya’nın sıcaklığını sistematik olarak ölçmeye başlamalarından bu yana gördükleri en yüksek oran.
Enerji lojistiği sektörünün küresel oyuncularından biri, deniz taşımacılığında sürdürülebilir dönüşüm hedefleri kapsamında filosuna ilk hibrit elektrikli Dinamik Konumlandırmalı Mekik Tankerini (DPST) eklemek üzere önemli bir anlaşmaya imza attı. İnşa edilecek 154 bin tonluk dev gemi, hem çift yakıtlı sistemlere hem de gelişmiş bir elektrik enerjisi depolama sistemine sahip olacak. 2028 yılında teslim edilmesi planlanan bu yeni nesil tanker, şirketin karbon emisyonlarını azaltma ve operasyonel verimliliği artırma stratejisinin kritik bir parçasını oluşturuyor. Tanker deyince ne taşıyacak acaba?
Biz insan taşımaya bakalım. Bir İsveçli denizcilik teknolojisi öncüsü elektrikli deniz otobüsü ile İsveç’ten Norveç’e uzanan yaklaşık 300 kilometrelik bir yolculuğu tamamlayarak yeni bir dünya rekoruna imza attı. Üç gün süren bu tarihi sefer, elektrikli deniz ulaşımının sadece kısa mesafelerle sınırlı olmadığını, gelişmiş hidrofoil teknolojisi sayesinde ülkeler arası yolculuklarda da verimli ve sürdürülebilir bir alternatif sunduğunu kanıtladı. Mevcut şarj altyapısını ve mobil çözümleri kullanarak gerçekleştirilen bu başarı, fosil yakıtlı gemilere karşı temiz bir geleceğin kapılarını aralıyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Muş’un Varto ilçesinde planlanan ve 16 köyü etkileyecek jeotermal arama projesine ilişkin iddiaları TBMM gündemine taşıdı. Rızvanoğlu, projeyle ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. Rızvanoğlu “Anayasal koruma altındaki ve ‘Kamu Orta Malı’ statüsündeki meraların, bir özel şirketin jeotermal faaliyetine açılması ‘kamu yararı’ ilkesiyle nasıl bağdaşmakta?” diye sordu.
Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre, Ayvalık’ın doğal mirası olan Sefa-Çamlık Mevkii'nin koruma statüsünün düşürülmesine karşı yürütülen hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından "Doğal Sit-Nitelikli Koruma Alanı" olarak tescil edilen bölgenin statü değişikliği, Ayvalık Tabiat Derneği'nin açtığı dava sonucunda yargıdan döndü. Balıkesir 1. İdare Mahkemesi tarafından verilen ve üst mahkemece onanan kararda, alanın hassas bir ekosisteme sahip olduğu ve yüzölçümünün küçüklüğü nedeniyle insan kaynaklı faaliyetlerin yangın gibi ani ve geri dönülemez olumsuz etkiler yaratabileceği vurgulandı. Mahkeme, alanın mevcut ekosistemini koruması için "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" statüsünün yetersiz kaldığına ve daha sıkı koruma tedbirlerinin uygulanması gerektiğine hükmetti. Davalı idarenin, kararın ekolojik temelli bilimsel araştırma raporlarına dayandığı yönündeki itirazları yerinde görülmedi. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, yerel mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını gerektirmediğini belirterek dosyayı karara bağladı. Oybirliğiyle alınan bu karar neticesinde, Sefa-Çamlık mevkii için verilen statü düşürme işlemi temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak iptal edilmiş oldu.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nün şubat ayı hava kirliliği verilerine göre, İstanbul’da hava kalitesi geçen yılın aynı dönemine göre kötüleşti. Çalışmada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hava kalitesi ölçüm istasyonlarından elde edilen azot dioksit (NO2) değerleri analiz edildi. Buna göre, 17 istasyonda şubat ayındaki ortalama NO2 konsantrasyonu metreküp başına 44,1 mikrogram olarak ölçüldü. Şubat 2025’te bu değer 40,4 mikrogramdı. Böylece hava kirliliği geçen yıla göre yüzde 9 arttı.


